İdrar Kaçırma ve Tedavisi

İDRAR KAÇIRMA VE TEDAVİSİ

Üriner inkontinans da dediğimiz idrar kaçırma kişinin isteği dışında idrar torbası dediğimiz mesaneden idrarın dışarıya akmasıdır. İdrarın mesanede depolanması ve kişinin istediği anda boşaltılması için sağlıklı bir beyin, omurilik, mesane, idrar yolu ve sinir sisteminin olması ve bunların koordineli çalışması gerekir. Bu koordinasyonun bozulması idrar kaçırma ile sonuçlanabilir.

İdrar kaçırma sıklığı kadın ve erkek cins de farklıdır. Erişkinde görülen idrar kaçırmaların büyük bir çoğunluğu kadınlara aittir.  Birden fazla normal doğum yapmış, menapoza girmiş kadınların %75-80’inde görülebilen bir hastalıktır. İdrar kaçırma hafif formdan kişinin günlük yaşamını etkileyebilecek şiddetli formlarda olabilir. Çocuklarda gece idrar kaçırma ise beş yaşına gelmiş çocukların %10-15 inde görülür.

Erkeklerin anatomik yapısı idrarı tutmak için daha elverişlidir. Ayrıca erkeklerde doğum ve menapoz gibi doğal olayların olmaması ve idrar yollarının kadınlara göre daha uzun olması, bir de idrar torbasının önünde idrara direnç oluşturacak prostat gibi bir organın olması sebebiyle idrar kaçırma daha az olur. Erkeklerde idrar kaçırma şeker hastalığının ileri safhasında, tedavi olmamış iyi huylu prostat büyümesinin dekompanze safhasında, prostat kanseri ameliyatından sonra kalıcı veya geçici idrar kaçırma olabilir. Ayrıca iyi huylu prostat büyümesinin gerek açık gerek kapalı ameliyatında idrarı tutan mekanizma zarar görürse bu durumda da idrar kaçırma görülür.

Aslında toplumun idrar kaçırma olarak bildiği tek bir hastalığın içerisinde birçok hastalık vardır. Bu hastalıkların ortak özellikleri kişinin idrarını kaçırmasıdır. Ancak idrar kaçırmanın kadında, erkekte ve çocukta olmak üzere birçok tipi vardır. Bu hastalardaki idrar kaçırmanın mekanizması birbirinden çok farklı olduğu gibi tedavisi de birbirinden çok farklıdır. Çocukların gece idrar kaçırması, gebelikte idrar kaçırma, gülerken idrar kaçırma, prostat kanseri ameliyatından sonra idrar kaçırma, tedavi olmamış prostatı olan hastalarda mesanenin bozulmasına bağlı idrar kaçırma, menapoza girmiş ve çok doğum yapmış kadınlardaki idrar kaçırma da toplumda hep aynı hastalık olarak zannedilir.

İdrar  Kaçırma Tipleri:

  • Stres tipi idrar inkontinansı
  • Urge tipi idrar inkontinansı
  • Mikst tip idrar inkontinansı
  • Overflov (dolup taşma) inkontinansı
  • Ameliyatta sfinkterin hasar görmesine bağlı inkontinans
  • Fistüllerden gelişen inkontinans
  • Nokturnal Enürezis : çocuklarda geceleri idrar kaçırma

İdrar kaçırma hayatı tehdit eden organlara zarar veren bir hastalık değildir. Ancak insanın sosyal yaşantısını bozan, özgüvenini kaybettiren, toplum içerisine girmesini engelleyen, depresyona sokan, suçluluk duygusu, içine kapanma, yaptığı işin başarısında düşüş gösteren bir hastalıktır. Misafirliğe gitmek, sinema veya tiyatroya gitmek hatta dışarıya çıkmak, insanlara yaklaşmak neredeyse imkansız hale gelir.

İdrar kaçırmada bayan olmak başlı başına bir risk faktörüdür. Bununla birlikte gebelik, çok ve zor doğumlar yapmak, menapoz, rahim ve yumurtalık ameliyatı olmak, obez olmak, erkeklerde prostat ameliyatlarında idrarı tutan mekanizmanın ameliyat esnasında zarar görmesi, prostat hastalığı olduğu halde uzun yıllar ameliyat olmadan yaşamak, yüksekten düşme, trafik kazası, bel bölgesinde gelişen travmalar, küçükken altına kaçırma şikayeti olan anne ve babanın çocukları olmak, travma trafik kazası veya çeşitli ameliyatların komplikasyonu olarak normal yoldan değil de mesaneden dışarıya açılan farklı bir yol (fistül) oluştuğu durumlar.

Stres tipi idrar kaçırma:

Legen kemiklerinin arasında kalan organları hamak şeklinde tutan pelvik taban kaslarının gevşemesine bağlı  gelişen idrar kaçırmadır. Pelvik taban kaslarının gevşemesi mesane ve idrar yolu arasındaki açının büyümesine bu da idrar torbası önündeki direncin azalmasına sebep olur. Bu durumda mesane içerisindeki basıncı artıran sebepler idrar kaçırmaya sebep olurlar. Bu gevşeme genelde kadınlarda görülen bir durumdur. Kadınlarda zor doğumlar, gebelik, menapoz yaşın ilerlemesi, rahim ve yumurtalık ameliyatlarından sonra görülen idrar kaçırma tipidir. Bu idrar kaçırma tipinde öksürme, hapşırma, gülme ile idrar kaçırılır daha ileri hallerde oturup kalkma ile bile idrar kaçırılır. Hastalığın ilerlediği durumlarda da idrar devamlı kaçar ve hasta sürekli alt bezi kullanmak durumunda kalır. Stres tipi idrar kaçırma mesanenin vajinaya doğru sarkma gösterdiği sistosel ile de beraber bulunabilir.

Urge tipi idrar kaçırma:

Bu tip idrar kaçırmada acil idrar yapma ihtiyacı meydana gelir ve hasta o aşamada idrarını kaçırır. Tuvalete yetişemez. Bu idrar kaçırma daha çok mesane mukozasının tahriş olduğu durumlarda ortaya çıkar. Bunlar sistit, mesane taşı, mesane tümörü gibi mesanede kronik irritasyon yapan sebeplere sekonder olarak meydana gelir.

Mikst tip idrar kaçırma:

Biraz önce anlatılan stres tipi ve urge tipi idrar kaçırmasının beraber bulunduğu durumlara verilen isimdir.

 Overflov veya dolup taşma inkontinansı:

Bu hastalık daha çok prostat ameliyatı ihtiyacı olup da uzun yıllar ameliyat olmayan ve prostatı nedeniyle yıllarca zor idrar yapan erkek hastalar görülen bir durumdur. Yıllarca zor idrar yapan hasta bir süre sonra idrar kaçırmaya başlar. Bu idrar kaçırma mesanenin fonksiyonlarının bozulduğunun bir göstergesidir. Prostata karşı önlem alan ve kas kütlesini artırarak prostatı yenip idrarı çıkarabilen mesane kasları bir süre sonra yorulur ve kendini bırakır. Bu safha dekompanse safha olarak bilinir. Bu hastalarda mesane hiç boşalmaz tamamen idrarla doludur. Mesanenin kasılıp gevşeme fonksiyonu bozulmuştur. Böbreklerden idrar geldikçe gelen miktar kadar hasta idrar kaçırır. Genelde ameliyattan korkan hastalar bu aşamada yani idrar kaçırma başladığı zaman gelirler. Ancak bu aşamadan sonra hasta artık ameliyat şansını yitirmiştir. Çünkü prostat alındığı zaman mesane artık kasılıp gevşeme fonksiyonunu yitirdiği için hasta daha çok idrar kaçırır.

Ameliyatlara bağlı (postprostatektomik) idrar kaçırma:

Prostat ameliyatlarından sonra idrarı tutan mekanizma olan sfinkter hasarlanırsa idrar kaçırmaya sebep olur. İdrar kaçırmanın derecesi ve kalıcı olup olmadığı sfinkterin parsiyel yada total hasarlanıp hasarlanmadığına bağlıdır.  Prostat kanseri ameliyatlarında da kanser dokusunun idrarı tutan mekanizmaya kadar ulaştığı durumlarda hasta ameliyattan bir süre sonra idrar kaçırabilir. Bu idrar kaçırmanın da kalıcı olup olmadığı hasarlanmanın derecesi ile doğru orantılıdır.

Fistüllerden idrar kaçırma:

Fistül, idrar torbasından veya böbreklerden doğal olan yolların dışında cilde kadar sonradan oluşan yollardan idrar kaçırmadır. İdrarı tutan mekanizma olmadığından bu tip idrar kaçırma devamlıdır. Genelde ameliyatların komplikasyonları veya trafik kazası yaralanma gibi durumlarda ortaya çıkar.

Çocuklarda görülen gece idrar kaçırmaları:  

Nokturnal enürezis de dediğimiz çocukların gece idrar kaçırmaları erişkinlerin idrar kaçırmalarından tamamen farklıdır. Bu çocukların anne ya da babalarında da küçükken gece altına yapma şikayetleri belli bir yaşa kadar genelde olmuştur. Bu çocuklar tedavi edilseler de edilmeseler de belli bir yaşa geldiklerinde gece idrar kaçırmaları durur. Mesanenin sinirlerinin geç olgunlaşmalarına ve vazopressin denen beyinden salınan hormonun bu hastalarda geceleri daha az salgılanmasından kaynaklanmaktadır. Genelde erkek çocuklarda görülür. Bu çocuklarda genelde yapılan tetkiklerde yüzde doksan oranında herhangi bir anormallik tespit edilemez. Ancak bu gelen çocuk hastalarda tetkik yapılmaması gerektiği anlamına gelmez. Çocuk ilk getirildiğinde doğumsal ya da sonradan herhangi bir anormallik olup olmadığını görmek için bir seferliğe mahsus olmak üzere üriner sistem us, kan ve idrar tetkikleri yapılmalıdır. Bunların normal olduğu görüldükten sonra tedaviye başlanmalıdır. Tedavide beyinden gece az salgılanan hormon dışarıdan verilir ve/veya idrar torbasının kapasitesini artırıcı ilaçlar verilir. İlaçları kullandığı sürece geceleri altını ıslatması durur. Bu çocuklarda akşamları sıvı kısıtlaması, idrar yapmanın yeniden öğretilmesi tedavinin bir parçası olabilir.

Bu çocukların psikolojik sorunlu olduğu toplumdaki yanlış bir inanıştır. Aile altını ıslatan çocukların ilgi çekmek için kasten yaptığını, bilerek yaptığını zannedebilir. Bu çocuklar psikolojik sorunlu çocuklar değillerdir. Ebeveyinleri tarafından cezalandırılmaları doğru değildir. Bu onlarda olumlu etki yapmadığı gibi daha çok içlerine kapanmalarına özgüven kaybına, derslerinde başarısızlığa kadar giden sorunlara neden olabilir. Psikolojik sorunlar gece idrar kaçırmaya neden olmaz, ancak gece idrar kaçırması olan çocuklar bu şekilde cezalandırılmalara maruz kalırlarsa psikolojik yapıları bozulabilir.

Gece altına idrar kaçıran çocuklara verilen ilaç tedavilerinin kısırlığa yol açtığı toplumdaki yanlış inanışlardan biridir.  Verdiğimiz tedavilerle kısırlık arasında hiçbir ilişki yoktur. Bu yanlış inanıştan dolayı çocuk genelde doktora tedavi için getirilmez, bu durum çocuğun psikolojisinin de bozulmasına sebep olur.

Sünnet olunca idrar kaçırmanın durması, ilk adet olunca idrar kaçırmanın durması, askere gidince idrar kaçırmanın durması halk arasındaki diğer yanlış inanışlardan bazılarıdır.

Alarm tedavisi gece yatağa bağlanan bir cihazdır. Çocuk altına kaçırıp yatak ıslanınca devre tamamlanır ve cihaz ötmeye başlar ve çocuk bu sayede uyandırılır. Bu tedavi konusunda farklı görüşler olsa da pek tercih edilmeyen bir tedavidir. Çünkü çocuk yatarken hep uyandırılacağım korkusu ile yatmaktadır bu da bir süre sonra uykuda korku ve psikolojik sorunlara sebep olmaktadır. Ancak tedavi alternatifleri içerisinde düşünülebilir.

Bayanlarda idrar kaçırma için yapılan muayene:

Her hastalıkta olduğu gibi muayeneye sorgulama ile başlanır. Bu sorgulama çok önemlidir. Çünkü bu sadece bu sorgulama ile idrar kaçırmanın tipi belirlenebilir. Tetkik olarak İdrar tahlili, idrar kültürü, böbrek fonksiyon testleri, üriner sistem ultrasonografisi, jinekolojik muayene yapılır. Sorunun tam anlaşılamadığı durumlarda daha karmaşık tetkikler yapılır. Bunlar alt üriner sistem dediğimiz mesane ve üretranın fonksiyonlarını ölçmeye yarayan tetkiklerdir. Bunlara ürodinamik tetkikler diyoruz. Ürodinamik tetkikler içerisinde bir den fazla tetkik vardır. Bunlar üroflovmetri, sistometri, üretral basınç profili, sfinkter EMG testi, basınç akım çalışmaları ve videoürodinamik tetkiklerdir. Üroflovmetri haricindeki bu tetkikler zor, karmaşık ve invaziv tetkiklerdir. Bu yüzden her hastaya yapılmaz. Teşhis konulamayan hastalara yapılır.

Mesane (işeme) günlüğü:

İşeme günlüğü hastanın iki gün boyunca yaptığı idrar sayısı, çıkardığı idrar miktarı, içtiği sıvı miktarı ve kaçırılan idrar ölçümüdür. Tedaviden 3 hafta sonra iki günlük olan bu işeme günlüğü tekrarlanır ve tedavinin başarısı ölçülür. Bu bize hastanın söylediği subjektif bilgileri objektif hale getirilmesini sağlar. Çünkü idrar sayısı ve idrar miktarı kişilere göre farklı değerlendirilebilir. Günde beş kez idrar yapan bir hastaya göre bu sayı az, başka bir hastaya göre fazla algılanabilir.

Bayanlarda  idrar kaçırma tedavisi:

Tedavi idrar kaçırmanın tipine göre yapılır. Stres tipi idrar kaçırmanın tedavisi cerrahidir, urge tipi idrar kaçırmanın tedavisi medikal tedavidir. Mikst tipte olan idrar kaçırmanın tedavisi ise hangi tipe ait semptomlar daha ağrı basıyorsa o tedavi yapılır. Tedavi kombine de yapılabilir.

Cerrahi tedavi:

cerrahi tedavi stres tipi idrar kaçırması olanlara yapılan bir tedavidir. Bu tedavide mesane boynunu asarak idrar torbasının çıkışındaki direnç artırılır ve idrar kaçırma bu şekilde durdurulur. Eskiden açık ameliyatla yapılan cerrahi artık vajen içerisinden kapalı yolla yapılır. Ve hasta aynı gün evine gönderilir. Askı ameliyatlarından günümüzde en çok uygulananı TOD ve TVT ameliyatlarıdır. Bu ameliyatlarda prolen mesch kullanılarak mesane boynu alttan desteklenip yukarıya çekilir. Bu tedavilerin başarısı çok yüksektir. Ancak asma işlemi tecrübe gerektiren bir işlemdir.  Az asılırsa hasta idrar kaçırmaya devam eder, fazla asılırsa hasta idrarını yapamaz. Bununla birlikte urge tipi idrar kaçırması olan hastalarda ilaç tedavisi verilmesi gerekirken cerrahi tedavi yapılırsa hasta gene idrar kaçırmaya devam eder. Çünkü idrar kaçırma mekanizma bu hastalarda çok farklıdır.

Erkeklerde  idrar kaçırma tedavisi:

Bu hastaların tedavisinde idrarı tutan mekanizmadaki bozulmanın derecesine bağladır. Ameliyatta idrarı tutan mekanizma olan sfinkter tamamen hasarlanmışsa bu hastalara ameliyatla artifisiyel üriner sfinkter dediğimiz bir protez yerleştirilir. Ancak parsiyel bir hasarlanma olmuş ise mesane içerisindeki basıncı azaltan ve mesane kapasitesini artıran ilaçlar kullanılır. Bununla beraber bu hastalara male sling dediğimiz kadınlara uyguladığımız askı ameliyatları da yapılabilir. Ancak başarı sağlanması için sfinkter mekanizmasının tamamen hasarlanmamış olması gereklidir

Fistüllerden kaynaklanan idrar kaçırma tedavisi:

Fistüllere bağlı idrar kaçırmalarının ilaçla tedavisi yoktur. Cerrahi olarak fistül traktının çıkarılması ve ondan sonra fistülün kapatılması gereklidir. Fistül cerrahisi zordur. Fistül traktını çıkarmadan bu fistülü cerrahi suturlarla kapatmaya çalışmak ameliyatın başarısızlıkla sonuçlanmasına sebep olur.

Kegel Egzersizi: Yeniden idrar tutmayı geliştiren egzersiz:

İleride idrar kaçırmamaları için veya idrar kaçıran kadınların idrar kaçırmalarının durması için uygulanan bir egzersizdir. Bu egzersizde idrar yaparken idrar tam boşalmadan durdurmak için kastığımız kaslar pelvik taban kaslarıdır. İşte bu kasların kasılıp gevşetilmesine kegel egzersizi diyoruz. Bu kasılıp gevşemeler pelvik tabanı güçlendirip idrarı tutmasını sağlamaktadır.

İdrar yolunun çapını küçülten sentetik dolgu maddeleri ile tedavi:

Sentetik bu dolgu maddeleri idrar yolu çevresine yapılarak idrar yolunun çapı daraltılır ve idrar torbasının önündeki çıkış direnci artırılır. Ancak bu tedavide de idrarı tutan sfinkter mekanizmasının tam olarak hasarlanmamış olması gerekir. Parsiyel hasarlanmış sfinkterlerde bu tedavi faydalı olur. Ancak başarısı düşüktür.

Botoks tedavisi:  

Botoks aslında bir zehirdir, dünyadaki en kuvvetli zehirlerden biridir. Etki mekanizması kasların kasılmalarını durdurarak olur. Bu tedavi aşırı kasılmaya bağlı mesane kapasitesinin fonksiyonel olarak düştüğü mesane içi basıncın çok arttığı ve sonuçta idrar kaçırmanın geliştiği spastik mesane hastalığında uygulanır. Ancak etkisi 6 ila 8 ay arasındadır. Bu süre içerisinde botoksun etkisi yok olur. Bu yüzden tedaviden fayda gören hastalarda periyodik olarak 6 ila 8 ayda bir yapılması gereken bir tedavidir. Başarısı seçilmiş hastalarda iyidir ancak periyodik olarak devamlı tedavi edilmesi gerektiğinden ve pahalı olduğundan hastalar tarafından da çok istenmeyen bir tedavidir.

Sakral siniri uyarıcı cihazların ameliyatla vücuda yerleştirilmesi:

Yeterli pelvik taban kas gücüne sahip olmayan hastalarda; doğrudan sakral sinir köklerinin elektriksel olarak uyarılması ve pelvik taban kaslarının çalıştırılması düşüncesiyle geliştirilmiştir. Ancak iki aşamalı cerrahi işlem gerektirir. Son yıllarda sakral nöromodülasyon; pelvis bölgesi ağrılarında, dışkı ve idrar tutamama, idrar yapmakta ve dışkılamadaki fonksiyonel boşaltma sorunlarında bir tedavi seçeneği olarak gösterilmektedir.

Alternatif tedavilerin veya bitki tedavileri:

Alternatif, bitkisel ve doğal tedavi adı altında satılan maddelerin bu hastalıkta tedavi değeri ve yeri yoktur. Zaman ve para kaybından başka bir şey olmadığı gibi kişinin sağlığını da bozabileceği unutulmamalıdır. 

Sonuç:

İdrar kaçırma fazla ve zor doğum yapmış, menapoza girmiş yaşı ilerlemiş bayanlarda doğal bir süreç değildir. Utanılacak bir durum da değildir. Tedavisi olan bir hastalıktır. Hastalıkları ilerlemeden ve sosyal hayattan kopmadan tedavi için üroloji uzmanına gelmeleri gerekir.

Bayanların genç yaşlardan itibaren kegel egzersizini öğrenmeleri ve bu egzersizi ömür boyu devamlı yapmayı alışkanlık haline getirmelerini ileride gelişebilecek idrar kaçırmalarını önler.  

Gece altını ıslatan çocukların anne ve babaları çocuklarına nasıl davranacakları konusunda üroloji uzmanından yardım almalıdırlar. Bu çocuklar psikolojik sorunlu olmadıkları gibi isteyerek altını ıslatmazlar. Bu durum mesane sinirlerinin ve vücuttaki bazı hormonal durumların geç olgunlaşması olarak düşünülmelidir. Olgunlaşma sürece tamamlandığında gece altını ıslatma tamamen düzelecektir. Ancak bu süre içerisinde çocuğa agresif yaklaşımlar onu cezalandırmaya çalışmalar çocuğunuzun psikolojisinin kalıcı olarak bozulmasına sebep olabilir. Olgunlaşma süreci tamamlanıncaya kadar ilaçla gece altını ıslatmanın önüne geçilebilir. Bunun için de çocuk üroloji uzmanına getirilmelidir.  

 

 

                                                                                   Prof. Dr. Mete Kilciler

                                                                                   Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi

                                                                                   Üroloji Anabilim Dalı, Öğretim Üyesi

                                                                                   VM Medicalpark Bursa Hastanesi

                                                                                   Üroloji Uzmanı

                                                                                   0.538.6920596

                                                                                   mkilciler@yahoo.com

 

 

Paylaş: